Koruyucu Diş Hekimliği
Bir bireyin ağız ve diş sağlığı sorunlarının oluşmadan veya başlangıçta önlenmesidir.
Diş Fırçalama
- Koruyucu diş hekimliğinin ilk aşaması beslenmedir. Doğru ve bilinçli bir beslenme ile muhtemel sorunların olmaması veya azalması sağlanabilir.
- Koruyucu diş hekimliğinin ikinci aşaması ağız bakımıdır. Doğru ve düzenli bir ağız bakimi ile sorunların olmaması veya azalması sağlanabilir.
- Koruyucu diş hekimliğinin üçüncü aşaması erken teşhistir. Başlangıç aşamasında tespit edilen sorunların tedavisi daha ızdırapsız, daha kısa sürede ve daha az maliyette olacaktır.
Diş İpi Kullanımı
HAMILELIK VE DIŞETI SAĞLIĞI
Hamilelik, anne adayının vücudunda pek çok fizyolojik değişikliğin olduğu bir dönemdir. Bu değişiklikler, vücutta yapılıp kana salgılanan ve genel olarak “hormon” adi verilen proteinler ile düzenlenir. Anne adayının vücudundaki bu “kimyasal fırtına”, dişetinin mikrobiyal dental plağa karşı savunma cevabını bozar. İlk üç aydaki bulantı ve kusmalar nedeniyle ağız bakımı standardının düşmesi de buna eklenince, dişetinde şiddetli gingivitis ve bazen lokalize dişeti büyümeleri görülür. Periodontal sorunlar genellikle hamileliğin 2. - 7. ayları arasında meydana gelir. Bu lokalize büyümeler “hamilelik tümörü” diye adlandırılır. Bu lezyonlar habis olmayıp, tedavi edilmeseler de doğum sonrasında hacimce küçülürler.
Tedavileri, hamilelik sırasında diş yüzeyi temizliği ve ağız hijyen standardının yükseltilmesi ile lezyonun küçültülmesi, doğumdan sonra da cerrahi bir operasyon ile alınmaları ile
Medya'dan, diş macunu reklamlarından veya diş hekiminizden; dişlerinizin üzerinde biriken "plağı" her gün fırçalayarak temizlemenin gerekliliğini mutlaka duymuşsunuzdur. Peki, üzerinde bu kadar ısrarla durulan "plak" nedir ve neden dişlerin üzerinde birikmesini istemiyoruz?
Başa dön
Plak Nedir ?
Plak deyince hemen aklımıza 33'lük, 45'lik müzik plakları gelebilir ama bizim burada bahsettiğimiz, dişler üzerinde sürekli olarak oluşan, içinde bakteriler de bulunan, gözle görünmeyen, renksiz, yapışkan, ince bir tabakadır. Hacminin % 30'u genel olarak tükürükten, yiyecek artıklarından ve ağız içi doku döküntülerinden, % 70'i ise ağızdaki bakterilerden, bakteri artıklarından ve toksinlerden oluşmuş kıvamlı bir yapıya sahiptir. Bu bakterilerin ise yaklaşık % 30'u canlı, aktiftir.
Plak; zararlı etkisini hem dişler, hem de dişetleri üzerinde gösterir. Plaktaki bakteriler, yaklaşık 24 saat içinde çoğalıp organize bir yapı oluştururlar ve aldığımız gıdalardaki şekeri kullanarak asit ve diğer bazı zararlı ürünler üretirler, diş ve dişetlerine zarar vermeye başlarlar. Sürekli ve doğru yapılan ağız bakımı; ağız ortamında çürüğe sebep olabilecek gıdalar ve bakteriler bulunmasına rağmen, plak birikimine engel olduğu için diş çürüğünü ve dişi destekleyen dokuların zarar görmesini önler.
İşte bu nedenle her gün düzenli biçimde dişlerimizi fırçalayarak, bu bakteri plağını henüz zararlı hale gelmeden temizlememiz gerekmektedir. Plak yalnızca dişlerinizin görünen yüzeylerinde değil, ayni zamanda dişlerin birbirine bakan yüzeyleri ile diş ile dişetleri arasında da birikir. Bu bölgelerde biriken plağı temizlemek daha zordur ve temizlenmediği takdirde, tükürükte erimiş halde bulunan iyon ve tuzların plak üzerine çökmesi sonucunda bu bölgelerdeki plak, diş taşına dönüşür. Gözenekli bir yapıya sahip olan diş taşları daha fazla miktarda plağın dişler üzerinde daha sıkı bir şekilde tutunmasına ve daha kolaylıkla çoğalarak çevre dokuların daha fazla zarar görmesine neden olur. Plak çoğaldıkça doku kaybı fazlalaşır, buna bağlı olarak diş eti ceplerinin derinliği de artar ve bu kısır döngü, sonuçta dişin desteğini kaybedip önce sallanmasına, sonra yer değiştirmesine ve nihayet dişin kaybına neden olur. Yapışkan karakterdeki plak, bu zararlı ürünleri bünyesine alarak dişler üzerinde uzun süre kalmalarını sağlar.
Eğer plak temizlenmezse, bu maddeler diş ve diş etlerine zarar verecek kadar uzun bir süre dişler üzerinde kalırlar ve sonuçta asitler dişleri çürütmeye başlarken, diğer zararlı maddeler ise diş etlerinde iltihaba neden olurlar; diş etleri kızarır, şişer ve kolayca kanar. Bu safhada hastalığa "Gingivitis" (diş eti iltihabı) adı verilir.
Plak yine de temizlenmezse, bu durumda çürükler ilerleyerek dişin özüne girer ve şiddetli ağrılara neden olur. Diğer taraftan, diş eti iltihabı da ilerler ve dokularda geriye dönüşü olmayan bir yıkım baslar. Diş etleri gevşer, dişlerden ayrılır ve plak dişin köküne doğru ilerleyerek dişi kemik içinde tutan dokuların açılmasına ve çevredeki kemiğin erimesine neden olur.
Bu safhada hastalığa, gingivitisin ilerlemiş şekli olan "Periodontitis" (dişi tutan - destekleyen dokuların iltihabı) adı verilir. Sonuçta, - "Diş Eti Cebi" adini verdiğimiz - diş ile diş etinin birleşme noktası arasında sağlıklı ağızda mevcut olan girinti derinleşerek yarıklar meydana gelir. Derinleşen diş eti cebi, gıda artıklarının birikimini kolaylaştırarak mevcut plağın daha fazla çoğalmasını sağlar. Plak çoğaldıkça doku kaybı fazlalaşır, buna bağlı olarak ceplerin derinliği de artar ve bu kısır döngü, sonuçta dişin desteğini kaybedip önce sallanmasına, sonra yer değiştirmesine ve nihayet dişin kaybına neden olur.
Ağız sağlığının zamanla kötüleşmesiyle dişetlerinde bu değişimler olurken, dişlerde de; çiğneyici yüzlerdeki girintilerden, ara yüzlerden veya dişeti çekilmesiyle açığa çıkan bölgelerden başlayan çürükler oluşmaya başlayabilir.
Bütün bu anlatılanlar çok yavaş ve sinsice gelişerek yıllarca sürebilir ve siz ağrı şikayetiniz yok diye ağız dokularınızın sağlıklı olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak gün gelir, yukarıda anlatılanlar nedeniyle dişlerinizin kaybı kaçınılmaz olabilir.
Hastalığın bu derece ilerleyip dişlerinizin çekilmesine neden olmasını istemiyorsanız, hastalığı henüz çok fazla tahribat yapmadan fark edip, tedavisi için derhal bir diş hekimine başvurmanız gerekmektedir. Erken teşhis, her hastalıkta olduğu gibi diş eti hastalıklarında da çok önemlidir, ancak bu hastalık erken dönemlerde ağrı yapmadığı için, diğer belirtiler hasta tarafından çoğunlukla önemsenmez ve hastalık ilerleyip ciddi hasarlar oluşturuncaya kadar hekime başvurulmaz. Daha ileri dönemlere gelindiğinde ise, tedavisi ya büyük doku kaybı ile mümkün olabilecek, ya da hekimin yapabileceği fazla bir şey kalmadığı için dişlerin çekilmesi gerekecektir.
Hastalığın belirtilerinin iyi bilinmemesi nedeniyle, orta yaştan itibaren pek çok kişi, hiç çürük olmadığı halde çok sayıda dişini, diş eti hastalığı nedeniyle kaybetmiş veya çektirmek zorunda kalmıştır. Unutmayın! Orta yaşın üzerindeki diş kayıplarının % 90'i diş eti hastalıklarına bağlı iken, yalnızca % 10'u çürük kaynaklıdır. "Yaslandıkça diş kaybetmek doğaldır" sözüne inanmayın, bu gerçek değildir. Yasam boyu ağzınızda tutabileceğiniz dişlerinizi bilgisizlik nedeniyle erken yaslarda kaybetmek istemiyorsanız, diş eti hastalıklarının belirtilerini iyi bilmeniz gerekmektedir.
Başa dön
Diş Eti Hastalığının Belirtileri:
1 - Kanama, diş eti hastalıklarının ilk ve en önemli belirtisidir. Sağlıklı diş eti kanamaz. Dişlerinizi fırçalarken, elma yerken veya uykudan uyandığınızda dişetlerinizde kanama oluyorsa, sizde mutlaka bir dişeti sorunu var demektir.
2 – Diş etlerinde kızarma, şişme, yumuşama ve gevşeme. (Sağlıklı diş eti açık pembe renkte olup, dişe ve altındaki kemiğe sımsıkı yapışmıştır. Sıkı bir kıvamda olup, üzerinde portakal kabuğuna benzer parlak - pütürlü bir görünümü vardır.)
3 – Diş etlerinde çekilmeler ve buna bağlı olarak açığa çıkan kök yüzeylerinde soğuğa, tatlıya ve ekşiye karşı bir hassasiyet,
4 – Diş eti kenarında veya dişler arasında, diş taşlarına bağlı olarak oluşan siyah alanlar,
5 – Diş etine parmakla bastırdığınızda, diş ile diş eti arasından püy (iltihap) gelmesi,
6 - Dişlerde sallanmalar, uzamalar ve diş aralarında açılmalar,
7 - Ağızda sürekli olarak kötü bir koku, kötü bir tat,
8 - Başlangıçta ağrı olmamasına karşın, hastalığın ilerlediği durumlarda şiddetli olmayan, fakat sürekli ve rahatsız edici bir ağrı,
Bu belirtilerden biri dahi sizde varsa, en kısa zamanda bir diş hekimine muayene olmanız gerekmektedir. Hekiminiz sizi muayene ettikten sonra, size hastalığınızın durumuna göre uygulanacak tedavinin seklini belirler.
Diş Eti Hastalığının Önlenmesi:
Her tedavi şeklinin ilk adımı, hastanın evde her gün kendi başına yapacağı günlük plak temizleme işlemini tam anlamıyla öğrenmesidir. Bu sayede dokuların sağlığı korunur ve hastalığın tekrarı önlenir. Daha sonraki aşama, diş taşlarının temizlenmesi ve kök yüzeylerinin düzeltilmesidir. Bu işi hasta kendi yapamayacağı için mutlaka bir hekimin müdahale etmesi gerekir. "Profesyonel temizlik" adı verdiğimiz bu işlem, bazı özel aletler yardımıyla, hasta için zorluğu olmayan bir yöntemle, diş taşlarının temizlenmesine dayanır. Hastalığın çok fazla ilerlemediği durumlarda profesyonel temizlik ile olay geriye dönebilir. Ancak doku hasarının büyük olduğu durumlarda, diş eti ceplerini ortadan kaldırmak ve hastaya, günlük plak kontrolünü rahatlıkla yapmasına olanak verecek bir ağız ortamı hazırlamak amacıyla, diş etlerinde küçük cerrahi müdahalelere gerek duyulur. Bu işlemler sırasında diş etleri uyuşturulduğu için hasta hiçbir ağrı duymaz. Her türlü tedaviden sonra, hekimin uygun gördüğü aralıklarla kontrole gidilmelidir, zira tedavi ile iyileştirilen ağız sağlığı zamanla tekrar eski durumuna dönebilir.
Diş eti hastalıklarının tek sebebinin bakteri plağı olduğunu gördünüz, o halde sebebi ortadan kaldırmakla diş eti hastalıklarının oluşmasını engelleyebilir, hatta çok fazla ilerlememiş basit diş eti hastalıklarını tedavi dahi edebilirsiniz. Diş eti hastalıklarından korunmanın tek yolu, diş yüzeylerinde biriken plağı her gün düzenli olarak temizlemektir. Bu amaçla kullanabileceğimiz diş temizleme araç ve malzemeleri şunlardır:
Başa dön
1 - DİŞ FIRÇASI
Diş fırçası plak temizliğinde ilk ve en önemli yardımcımızdır. Diş fırçası dişlerin iç, dış ve çiğneyici yüzeylerini temizlemeye yarar. Ancak herhangi bir fırçayı ağız içinde rastgele dolaştırmak, dişleri tam anlamıyla temizlemeyi sağlamaz. İstenilen temizliğin sağlanabilmesi için uygun fırçanın seçilmesi ve fırçalama işleminin amacına uygun şekilde yapılması gerekir. İyi bir diş fırçası, uçları yuvarlatılmış, orta sertlikte naylon kıllardan yapılmış olmalıdır. Sapı tercihen düz, başı ise yaklaşık 2 – 2,5 cm uzunlukta olmalıdır. Ancak bulantısı olan kimseler, çocuklar için yapılmış daha küçük başlı fırçaları kullanabilirler.
Kılların hepsi aynı hizada olacak şekilde düz kesilmiş olması gerekir. Eğimli veya çatı tarzında kesilmiş kıllar uygun temizlik yapamazlar. Ayrıca, kıllar çok sık dizilmiş olmamalıdır. Yan yana üç veya dört sıralı kil demetlerinden yapılmış olan fırçalar en idealdir.
Dişlerinizi, sabah kahvaltıdan sonra ve aksam yatmadan hemen önce olmak üzere günde iki kez, en az iki buçuk dakika fırçalayın. Bu amaçla, yukarıdaki özelliklere sahip iki değişik renkte diş fırçası alıp; birini sabah, diğerini aksam kullanın. Böylece her fırça günde bir kez kullanılmış ve bu süre içinde kuruyarak normal sertliğini yeniden kazanmış olur. Diş fırçanızı kullandıktan sonra iyice yıkayın ve bir bardak içine, fırça başı yukarıda olacak şekilde koyup açıkta kurumasını sağlayın. Etkin ve doğru fırçalama yapıldığında, diş fırçasının ortalama ömrü 2,5 – 3 aydır. Eskiyen bir fırçanın kılları yanlara doğru açılır, yer yer dökülüp çatallaşır ve temizleyici özelliğini kaybeder. Temizliği kılların ucu yaptığına göre, eskiyen fırçalar dişleri tam olarak temizleyemezler, ayrıca dişetlerine de zarar verirler. Bu yüzden, eskiyen fırçanızı fazla zaman geçirmeden yenisiyle değiştirin.
Diş eti hastalığı; dişler üzerinde biriken plaktaki bakteriler nedeniyle oluştuğuna göre, yalnızca "dişleri" fırçalamak diş eti hastalıklarının oluşmasını önleyecektir. Bu nedenle ayrıca "diş etlerini" de fırçalamak gereksiz hatta bazı durumlarda diş etini tahriş edebileceği için zararlıdır.
Diş Fırçalama Günümüzde çok sayıda diş fırçalama yöntemleri geliştirilmiştir. Fırçalamada hedef, dişlerin tüm yüzeylerindeki besin artığı ve bakteri plağını, diş ve diş etlerine zarar vermeden tümüyle ortadan kaldırmaktır. Bu amaçla iki aşamalı bir fırçalama yöntemi uygulanır. Birinci aşamada, diş fırçası önce üst çenede sağ veya sol en arkadaki dişler bölgesinde, diş ile dişetinin birleştiği yere 45 derece açıyla yerleştirilir. Hafifçe titreştirip bastırarak diş etinden dişe doğru (yukarıdan aşağıya doğru) fırça döndürülerek, kılların süpürme hareketi yapması sağlanır. Birkaç defa aynı hareket uygulandıktan sonra, bir - iki diş boyu daha öne getirilen fırça ile aynı hareket tekrarlanır ve diğer tarafın sonuna kadar ilerleyerek üst çenedeki bütün dişlerin diş yüzeyleri temizlenir. Aynı şekilde dişlerin damak tarafları da fırçalanır. Sonra, fırça alt çenenin sağ veya solundaki en son dişler bölgesine yine 45 derece açıyla yerleştirilir, diş etinden dişe doğru (aşağıdan yukarı doğru) döndürülerek süpürme hareketiyle temizlik yapılır. Yukarıda anlatıldığı gibi alt çenenin diğer tarafının sonundaki dişlere kadar bu hareket uygulanır. Alt dişlerin dil tarafındaki yüzleri de fırçalandıktan sonra birinci asama tamamlanır.
İkinci aşamada ise dişlerin çiğneyici yüzleri, ileri geri hareketlerle fırçalanır. Bu iki aşamayı da tamamladıktan sonra fırçalama işlemi bitmiş olur. Bu yöntemle fırçalamaya başlandığında, genellikle ilk birkaç gün bilek ve ön kol kasları fırçayı döndürme hareketinden dolayı yorulur, fakat kısa sürede alışkanlık kazanılır. Çoğu kişinin genellikle diş fırçalarken yaptığı en önemli hata, diş fırçasını çok sert ve kuvvetle kullanmaktır. Bu yanlışa düşmemeye dikkat edip, fırçalarken diş etini kesinlikle zedelememek, tahriş etmemek gerekir.
Başa dön
2 - DİŞ MACUNU
Kullandığınız diş macunu bu bakımdan çok önemlidir. Zira her diş macunu bir miktar aşındırıcı içerir. Eğer macunun içindeki aşındırıcılar fazlaysa veya çok fazla diş macunu kullanıyorsanız dişleriniz zarar görür. Bu nedenle her fırçalamada yalnızca bir nohut büyüklüğünde macun sürüp, tercihen beyaz renkli ve florürlü bir diş macunu kullanın. Çeşitli renklerde şeffaf ve jel halinde olan macunlar iri taneli aşındırıcı içerebildikleri için dişe zarar verebilirler. Bulantısı olan hastalar çok az veya hiç diş macunu kullanmadan fırçalama yapabilirler. Unutmayın; temizliği fırça yapar, macun değil! Diş macunu, aşındırıcı ve köpürücü özelliği ile bakteri plağını gidermeyi kolaylaştıran, ağza hoş bir koku veren ve fırçalamayı zevkli hale getiren bir yardımcıdır. Köpürücü olması nedeniyle özellikle diş aralarında fırçanın yerinden oynattığı plağı uzaklaştırmada faydalı olabilir.
3 - DİŞ İPİ
Ancak ne diş fırçası, ne de diş macunu dişlerin birbirine bakan ara yüzlerini tam olarak temizlemede yeterli olabilir. Diş aralarındaki bu temizlenmemiş bölgeler nedeniyle çürük ve diş eti hastalıkları çoğunlukla iki diş arasında başlar. Bu yüzden ara yüz temizliği ayrı bir önem taşır. Bu yüzeylerin temizliği, diş yüzeyine yayılabilen, çok sayıda ince liflerden oluşmuş, sağlam ipek ipliklerle yapılır. Diş ipini günde en az bir kez ve tercihen yatmadan önce kullanın. Diş ipini daima fırçalamadan önce uygulayın, böylece diş macunun içindeki florür ve köpürtücüler, temizlenmiş yüzeylere daha iyi nüfuz edecektir. Diş İpi Kullanımı 30 cm uzunluğunda bir diş ipini koparın ve her iki elinizin orta parmağına dolayın. Üst çenenin sağ tarafında, diş ipini sağ elin başparmağı ile sol elin işaret parmağı üzerinden geçirerek gergin tutun. Üst çenenin sol tarafında ise, sol elin başparmağı ile sağ elin işaret parmağı üzerinden geçirin. Alt çenede sağ sol ayrımı yapmadan, ipi her iki elin işaret parmakları üzerinden geçirin. Diş ipini söylendiği biçimde tutup, iki dişin arasına hafifçe bastırarak soktuktan sonra dişlerin üzerinde hem aşağı-yukarı, hem de öne-arkaya hareket ettirerek bakteri plağı ve gıda artıklarını dişlerin ara yüzlerinden temizleyin. Diş ipini, diş etini yırtacak şekilde zorlamayın. Diş etinin direnciyle karsılaşınca ipi daha fazla derine itmeyin. Uygun kullanıldığında bile başlangıçtaki birkaç gün dişetleriniz kanayabilir, ancak bu geçicidir. Şayet kanama geçmezse ya siz ipi yanlış kullanıyorsunuzdur, ya da ara yüzlerde çürük, diş taşı, taşkın dolgu gibi diş eti hastalığını şiddetlendiren bir olay vardır. Vakit geçirmeden bir diş hekimine görünün. Dişlerin araları dişetiyle doluysa ve dişlerin birbiriyle temasları normal veya normalden sıkıysa, ara yüz temizliğinde diş ipi kullanılır, ancak herhangi bir sebepten dolayı dişler birbirleriyle temas etmiyor ve dişetleri diş aralarını doldurmuyorsa, bu durumda diş ipinden başka, diğer bazı diş arası temizlik araçlarına gereksinim vardır. Ayrıca ağızda sabit protezler varsa, bunların altındaki boşlukları temizlemek için; uçları ince, orta kısmı daha kalın ve yumuşak olan özel diş ipleri de vardır.
Başa dön
4 - ARA YÜZ FIRÇALARI
Diş etlerinin çok çekildiği ve köklerin açığa çıktığı durumlarda diş köklerinin birbirine bakan yüzleri çoğunlukla içbükey tarzında olduğu için, gerek diş ipi gerekse tek demetli fırçalar, bu bölgelerin temizliğinde yetersiz kalabilirler. Ayrıca ortodontik aparey kullanan kişilerde tellerin ve braketlerin aralarını normal fırça ile temizlemek çok zordur. Bu bölgeleri, minyatür şişe temizleyicilerine benzetebileceğimiz ara yüz fırçaları ile temizleyebiliriz. Bu fırçaların kıl uçları yanlara baktığı için, kıl uçları kökler üzerindeki her türlü çukurcuk ve girintiye rahatlıkla girebilir.
Başa dön
5 - AĞIZ GARGARALARI
Pek çok hasta, diş etleri rahatsızlandığı zaman bir ağız gargarasından fayda beklemiştir. Ancak, ağız gargaraları hastalık nedeni olan plağı temizlemedikleri gibi, hasta diş etlerinin iyileşmesine de bir katkıda bulunmazlar. Çoğu gargaralar içerdikleri antiseptik özellik nedeniyle, ağızda mevcut bakteri sayısını azaltır ve buna bağlı olarak ağız kokusunu ortadan kaldırarak hastalığın belirtilerini saklar, var olan hastalık yavaş yavaş ilerlemeye devam eder. Ömür boyu gargara kullanılamayacağı düşünülürse, asıl yapılması gereken; öncelikle ağız sağlığını bozan faktörlerin bir diş hekimi tarafından ortadan kaldırılması, sonra gerekiyorsa bir süre gargara kullanılmasıdır. Yemeklerden sonra ağzı bu gargaralarla çalkalamak, bir miktar yemek artığını temizler ve ağza hoş bir koku verir. Ancak unutmayın! " Ağzı çalkalamak, plağı yerinden oynatmaz." Bu nedenle ağız gargaraları hiç bir şekilde diş fırçası ve diş ipinin yerini tutamaz.
6 - AĞIZ DUŞU (WATER-PIK)
Ağız gargaralarını, dişlerin ulaşılması güç bölgelerine diş aralarına ve diş eti cebi içine basınçla göndermeye yarayan bazı özel ağız yıkama cihazları geliştirilmiştir. Üzerinde su veya gargara sıvısını koymak için bir haznesi, basınçlı suyu istenen bölgeye uygulamak için her kullanıcı için değişebilen uçları olan bu cihazlarla yalnızca diş eti cebi içindeki ve diş aralarındaki yumuşak gıda birikintileri temizlenebilir, ancak dişe çok sıkı biçimde yapışık olan plak; basınçlı püskürtmeyle dahi yerinden oynamaz. Bu cihaz, diş eti cebi derinliği artmış olan hastalarda, profesyonel temizlik yapıldıktan sonraki dönemde, hasta tarafından ağız temizliğinin daha etkinleştirilmesi amacıyla kullanılabilir. Bu amaçla yapılan ağız duşu uygulamalarında her zaman gargara kullanmaya gerek yoktur. Sadece su kullanmak yeterlidir. Unutmayın! "Plak, yalnızca mekanik yöntemlerle (sürtünme ile) yerinden oynar ve bu nedenle; ağız duşu, ne diş fırçasının ne de diş ipliğinin yerini tutamaz"
SONUÇ
Yapılması gerekenleri özetleyecek olursak;
1. Her gün düzenli olarak dişlerinizin tüm yüzeylerini plaktan arındırın.
2. En az altı ayda bir, diş hekimine kontrole gidin ve onun önerilerine uyun.
3. Her şeye rağmen ağzınızda diş eti hastalığı olduğuna dair belirtiler görürseniz, hiç zaman geçirmeden bir diş hekimine görünün.
4.Tedaviniz bittikten sonra düzenli aralarla muayene olmayı unutmayın.
* Diş eti hastalığı, dişlerin üzerinde biriken mikropların çevre diş etinde meydana getirdikleri iltihap sonucu oluşur.
* Bu mikroplar temiz bir ağızda bile, dişler üzerinde çok kısa sürede, plak adını verdiğimiz yapışkan bir tabaka oluştururlar.
* Şeffaf olan bu tabaka gözle görülmez ve yeni mikropların dişin üzerine tutunmalarına yardımcı olur. Bu tabaka bazı özel boyalarla görünür hale gelir.
* Bu yapışkan mikrop tabakası, ağız çalkalanması ile yerinden oynamaz.
* Bu tabakayı temizlemenin tek çaresi diş fırçası ile dişleri fırçalamaktır.
* Dişler fırçalanmadığı takdirde bu mikrop tabakası gittikçe kalınlaşacak ve önce çevresindeki dişetinde kızarma, şişme, yumuşama ve kanamaya, daha sonra da diş etinin dişten ayrılmasına, dişlerin sallanmasına ve en sonunda da dişlerin çekilmesine neden olacaktır.
* Yaşam boyu sorunsuz bir ağız ve dişler için günde yalnızca 5 dakikanızı (2,5 dakika sabah kahvaltıdan sonra; 2,5 dakika gece yatmadan hemen önce) diş temizliğine ayırmanız yeterlidir.
Başa dön
|